reklam
Bugun...

Filiz Eryaşar
DOĞRU YERE
Tarih: 05-10-2019 11:52:00 Güncelleme: 05-10-2019 11:55:00


DOĞRU YERE .. Her zaman söylerim; her fikrin alıcısı bulunur, siz yeter ki doğru yere pazar kurun. Ancak bu fikirlerinizin doğru olduğu anlamına da gelmez, yanlış olduğunu da göstermez. Hayatın en büyük aldatmacısından biri de budur zaten. Etrafımızda bizi seven, saygı duyan hatta alkışlayan çok fazla insan olabilir. Bu alkışlamalar sizin doğru yerde pazar açtığınızı gösterir. Fikirlerinizin doğru olduğunu göstermez. Biz ise yanılgıya düşüp “fikirlerimi onaylayan çok fazla insan var” diye düşünüp fikirlerimizi mutlak doğru olarak kabul ederiz. Üstüne birde kibir tabi. “Ben doğruyum, diğerleri yanlış. Ben, ben, ben…” En felaketi de bu zaten. Ancak kendi pazarımızdan çıkıp başka pazarlara da girdiğimiz zaman aslında bizi sevmeyen, hatta fikirlerimize tam olarak karşı çıkan fikirlerin de olduğunu görürüz. O kendi fikrini savunur, biz ise kendi fikirlerimizi. Böyle iddialaşmalar ile kavgaya kadar gider. Ne acayip :) Bunun nasıl farkettiğimi de anlatmak istiyordum. İsim vermeden söyleyeceğim. Bir adam var. Bu adam kendi televizyon kanalında çok farklı davranış ve fikirler sergiliyor. Benim düşüncelerime taban tabana zıt. Çok garip geldi. Biraz araştırdım. Baya baya gerçekten bu adamı seven yüzlerce insan varmış. Anlayamıyorum! İnsanlar bu adamı nasıl takip edebiliyor. Aklım almıyor. Sonra oturdum düşündüm. “filiz bu adam mı doğru? Sen mi doğrusun? Onu seven ve alkışlayan yüzlerce insan var. Senin etrafında bu kadar insan yok. Yoksa ben mi yanlışım?” Biraz düşündükten sonra ilk paragrafta yazdıklarımı buldum. Düşünceleriniz çok absürt ve saçmasapan olabilir. Eğer sizin gibi insanları bulup onlara düşüncelerinizi açıkladığınızda onlar sizi kabul edecektir. Ancak düşünceleri yanlış. Bu onun çevresini etkilemiyor. İnsanlar aynı kafada olduğu insanlar ile beraber olur. O kafanın doğru veya yanlış olmadığına bakmaz. Birde bunun diğer yüzü var. Yani düşüncelerinizi kabul görmediği ortamlar. Çok doğru düşünceleriniz olabilir. Ancak yanlış yerde pazar kurduğunuz için insanlar sizi umursamayıp yargılayabilir. Umudunuzu kaybetmeyin. Yerinizi değiştirin, sizi anlayan ve saygı duyan insanları da bulacaksınız. Kısacası fikirlerimizin kıstası çevremiz değil, kendi içimiz olmalı. Şimdi… Biraz daha derinlere… Peki neydi o zaman bizi doğru yapan? Fikirlerimizi doğru yapan… Aslında hiçbir şey ????En başından beri doğru veya yanlışın olmadığını sadece çeşitliliğin ve farklı renklerin olduğunu kavrayabilirsek, fikirlerimiz ve algımız değişebilir. Aksi taktirde 1-0, açık-kapalı, doğru-yanlış şeklinde düşünürsek hayat çok düz bir renk olacak. Ayrıca bu zıtlıklar ayrışma, kavga ve devamında bölünmeyi getirecek. Halbuki dünya böyle bir yer değil. Onlarca ülke var ve hepsinin kendine özgü kültürü var. Tek doğru bizimki diğerleri yanlış mı? O zaman bu da kibre giriyor. Bakın işte tüm anlaşmazlıklar bu noktada başlıyor. Bu algıyı değiştirince ortada bir sorun kalmıyor. Ancak tabi ki şu var; bizim doğrumuz bize doğru, başkasına yanlış. Başkasının doğrusu ise bize yanlış. Doğru dediğimiz şeyleri ise genellikle yaşadığımız coğrafya belirliyor. Ben bu coğrafyanın değer yargılarından sorumluyum. Başkasının coğrafyasından değil. Yukarıdan bakıldığında her coğrafya kendi doğrusunu yaşıyor. Ortada bir sorun yok. Aşağıya inince farklı coğrafyaların değer yargıları aklımızı karıştırıyor. Yalnız bu pasif kalmak anlamına gelmiyor. Kendi değer yargılarımı koruyacağım ve savunacağım. Gerekirse bu coğrafyanın da doğrularını da savunacağım. Ancak farklı düşüncelerinde dünyaya renk kattığını bilerek, onlara saygı ve nezaket çerçevesinde doğrularımı savunacağım. Sevgiler :)


Bu yazı 79 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI